11 Aralık 2013 Çarşamba

1978 ve 1980 EKONOMİK KRİZLERİ

1978 Krizi

1978 yılına kadar gelen hükümetler,özellikle AP iktidarları daima günü kurtarmaya yönelik ekonomik kararlar alıyorlardı.İçerdeki refahı artırmak,ithalat yapmak ve borçları ödemek için borçlar alınmıştı.

Bu borçlar abartılı alındığı gibi gereken yerlerde de kullanılmıyordu.Halk tüketime teşvik ediliyordu.İthalat artmıştı.Düşük gelirli vatandaş lüks mallar talep ediyordu.

Otomobil fabrikalarının önünde kuyruklar oluşmuştu.İçeride montaj fabrikaları(yedek parça)
olmayan makinalar ve farklı markalarda traktörler ithal ediliyordu.

Dönemin hükümetleri düşük faizli kredileri hiç ödenmeyecekmiş gibi alıp kullandılar. Önemli miktarlarını da har vurup harman savurdular.

Yurtdışına indirimli kürk satışlarına geziler, otomobil fabrikaları önünde uzayan kuyruklar, onlarca değişik marka traktör ithalatı, gelişigüzel devlet sübvansiyonları bu borçlarla karşılandı.

1970 yılında 1.8 milyar dolar olan borcumuz, 1977 yılında 10 milyar dolara çıktı. 1978 yılında kısa vadeli borçların toplam borç içindeki payı yüzde 52′ye ulaştı. 1978′de kriz patladı.

1970 yılında 1.8 milyar dolar olan dış borç 1977 yılında 10 milyar dolarlara dayandı.Bu borçların çoğu da kısa vadeli borçlardı.Sonunda kriz patlak verdi.

Ardından iktidara gelen Ecevit hükümeti,4.planı hazırlama çabasına girdi.Ancak daha önce 1 yıllık geçiş planı hazırladı.

Fakat planı uygulayamadan 14 Ekim 1979 seçimlerinde başarısız olduğu için istifa etti.

Yerine gelen Demirel hükümeti’de ülkedeki karışıklıklar nedeniyle önemli kararlar alamadı.

1980 Krizi

Yukarıdaki faktörlerin devamı olarak OPEC ülkelerinin petrol fiyatlarını %150 artırması ekonomiyi tümden yıktı.

OPEC üyeleri petrol fiyatını 1979 ve 1980′de ikinci kez yüzde 150 oranında artırdı. Bu şok Türkiye’de işsizliği yüzde 20′lere fırlattı.

Enflasyon yüzde 63.9′a yükseldi. Pek çok temel tüketim maddesi karaborsaya düştü. Benzin, tüp, ampul bulunamıyordu.

Hükümet ekonomiyi yeniden işler hale getirmek için ünlü “24 Ocak kararları”nı yürürlüğe koydu ve TL yüzde 48,6 oranında devalüe edildi.

Issizlik %20 oraninda artti.Enflasyon %63’lere geldi.

Tüketim malları karaborsaya düştü,ülkede siyasi sorunlara kıtlıkta eklendi.

Hükümet bu durumdan kurtulmak için,Demirel ve Özal’ın hazırladığı 24 Ocak kararlarını uygulamaya koydu.

Enflasyonu kontrol altina almak, dış kaynak açığını kapatmak, kıtlıkları önlemek ve ekonomiyi yeniden işler hale getirmek için 24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Tedbirleri uygulamaya konulmuştur.

Istikrar programiyla, Türk lirasi yüzde 32,7 oraninda devalüe edilmis, dogrudan ve dolayli ihracati tesvik edici uygulamalar baslatilmis, fiyatlarin idari kararlarla tespiti ilkesi terkedilmistir.

Daraltılan temel mal ve hizmet kapsamı dışında kalan mal ve hizmet fiyatlarının serbestçe tespiti olanağı getirilmiş,açık finansman yoluyla kamuya kaynak sağlanması yolu önemli ölçüde daraltilmıştır.

Sabit kurdan kontrollü dalgalı kur politikasına geçilmiş ve yabancı sermaye girişi özendirilmiştir.

Toplam talebin kontrolü yanında arz koşullarını geliştirmeye yönelik yapısal uyum kararlarının uygulanması, idari organizasyona ilişkin düzenlemelerle de desteklenmiştir.

26 yorum:

  1. Beş yıllık kalkınma planlarının ortak özelliği makro planlar .yani ekonominin bütününü kapsıyor olmasıdır.Bütün planlarda kamu kesiminin iktisadi faliyetleri doğrudan , özel kesimin iktisadi faliyetleri ise dolaylı olarak planlanmıştır.Kalkınma planlarının ilk ikisinde ekenomik ve toplumsal yapı veri olarak alınmış, üçüncüsünde ise kalkınma planında nitel ve nicel hedeflerin gerçekleşmesi için birçok yapısal degişiklikler önerilmiştir.
    Örnegin bunlardan bazıları ise :
    (toprak reformu , vergi reformu ,kit reformu gibi )

    YanıtlaSil
  2. Tuğçe Koçak11 Aralık 2013 09:10

    1978 Krizi

    1978 yılına kadar gelen hükümetler,özellikle AP iktidarları daima günü kurtarmaya yönelik ekonomik kararlar alıyorlardı.İçerdeki refahı artırmak,ithalat yapmak ve borçları ödemek için borçlar alınmıştı.

    Bu borçlar abartılı alındığı gibi gereken yerlerde de kullanılmıyordu.Halk tüketime teşvik ediliyordu.İthalat artmıştı.Düşük gelirli vatandaş lüks mallar talep ediyordu.

    Otomobil fabrikalarının önünde kuyruklar oluşmuştu.İçeride montaj fabrikaları(yedek parça)
    olmayan makinalar ve farklı markalarda traktörler ithal ediliyordu.

    Dönemin hükümetleri düşük faizli kredileri hiç ödenmeyecekmiş gibi alıp kullandılar. Önemli miktarlarını da har vurup harman savurdular.

    Yurtdışına indirimli kürk satışlarına geziler, otomobil fabrikaları önünde uzayan kuyruklar, onlarca değişik marka traktör ithalatı, gelişigüzel devlet sübvansiyonları bu borçlarla karşılandı.

    1970 yılında 1.8 milyar dolar olan borcumuz, 1977 yılında 10 milyar dolara çıktı. 1978 yılında kısa vadeli borçların toplam borç içindeki payı yüzde 52′ye ulaştı. 1978′de kriz patladı.

    1970 yılında 1.8 milyar dolar olan dış borç 1977 yılında 10 milyar dolarlara dayandı.Bu borçların çoğu da kısa vadeli borçlardı.Sonunda kriz patlak verdi.

    Ardından iktidara gelen Ecevit hükümeti,4.planı hazırlama çabasına girdi.Ancak daha önce 1 yıllık geçiş planı hazırladı.

    Fakat planı uygulayamadan 14 Ekim 1979 seçimlerinde başarısız olduğu için istifa etti.

    Yerine gelen Demirel hükümeti’de ülkedeki karışıklıklar nedeniyle önemli kararlar alamadı.

    1980 Krizi

    Yukarıdaki faktörlerin devamı olarak OPEC ülkelerinin petrol fiyatlarını %150 artırması ekonomiyi tümden yıktı.

    OPEC üyeleri petrol fiyatını 1979 ve 1980′de ikinci kez yüzde 150 oranında artırdı. Bu şok Türkiye’de işsizliği yüzde 20′lere fırlattı.

    Enflasyon yüzde 63.9′a yükseldi. Pek çok temel tüketim maddesi karaborsaya düştü. Benzin, tüp, ampul bulunamıyordu.

    Hükümet ekonomiyi yeniden işler hale getirmek için ünlü “24 Ocak kararları”nı yürürlüğe koydu ve TL yüzde 48,6 oranında devalüe edildi.

    Issizlik %20 oraninda artti.Enflasyon %63’lere geldi.

    Tüketim malları karaborsaya düştü,ülkede siyasi sorunlara kıtlıkta eklendi.

    Hükümet bu durumdan kurtulmak için,Demirel ve Özal’ın hazırladığı 24 Ocak kararlarını uygulamaya koydu.

    Enflasyonu kontrol altina almak, dış kaynak açığını kapatmak, kıtlıkları önlemek ve ekonomiyi yeniden işler hale getirmek için 24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Tedbirleri uygulamaya konulmuştur.

    Istikrar programiyla, Türk lirasi yüzde 32,7 oraninda devalüe edilmis, dogrudan ve dolayli ihracati tesvik edici uygulamalar baslatilmis, fiyatlarin idari kararlarla tespiti ilkesi terkedilmistir.

    Daraltılan temel mal ve hizmet kapsamı dışında kalan mal ve hizmet fiyatlarının serbestçe tespiti olanağı getirilmiş,açık finansman yoluyla kamuya kaynak sağlanması yolu önemli ölçüde daraltilmıştır.

    Sabit kurdan kontrollü dalgalı kur politikasına geçilmiş ve yabancı sermaye girişi özendirilmiştir.

    Toplam talebin kontrolü yanında arz koşullarını geliştirmeye yönelik yapısal uyum kararlarının uygulanması, idari organizasyona ilişkin düzenlemelerle de desteklenmiştir.

    YanıtlaSil
  3. ÜMİTNUR ERKUT12 Aralık 2013 01:16

    KAMU MALİYESİNDEKİ GELİŞMELER
    DP nin en önemli açılımının kamu maliyesinde gerçekleşeceği beklenmiş, verilen sözler ve eleştirel söylemler nedeniyle liberal politikalar uygulanacağı, böylece kamu sektörünün küçültüleceği ve devletin ekonomideki rolünün daraltılacağı beklenmiştir. dönemin ilk yılında bu söylem kısmen gerçekleştiyse de, sonraki dönemlerde bu doğrultuda uygulamalardan vazgeçilmiştir.

    YanıtlaSil
  4. KALKINMA PLANLARI:
    2.Kalkınma Planı Döneminde; aynı şekilde büyüme hızına ulaşmak için sabit sermaye yatırımlarının GSMH nin % 21,3 üne ulaşması öngörülmüş, gerçekleşme ise %16,1 olmuştur. özellikle iç kaynaklar yönünde beklenen düzeye ulaşılamamış %19,4 yerine %15,5 lik yatırım oranı sağlanabilmiştir. İmalat, enerji ve konut sektörlerinde hedefler aşılmış, ihracat artışı öngörülenden daha fazla olmasına rağmen, arzu edilen yapısal değişim gerçekleşememiş, sanayi ürünlerinin ihracat içerisindeki payı arttırılamamıştır.

    YanıtlaSil
  5. ALİME ÇELEBİ12 Aralık 2013 11:17

    . Türkiye’de Kalkınma Planları
    Türkiye’de planlama fikri 1930’lu yıllarda hazırlanan sanayi planları ile
    başlamış, Devlet Planlama Teşkilatının kurulduğu tarihten günümüze kadar dokuz
    adet Beş Yıllık Kalkınma Planı hazırlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Literatürde
    genel kabul gören görüşe göre; planlarda birinci dönem, temel ekonomik
    perspektifler açısından Büyük Krizle başlayıp, İkinci Dünya Savaşının sonlarına
    kadar uygulanan devletçi politikalardan sonra, 1946-1958 yılları arasında özel
    sektöre öncelik veren 1960 öncesi dönemdir. İkinci dönem, ithal ikameci
    politikalarla birlikte kalkınmanın planlarla gerçekleşeceği düşünülen 1960-1980
    dönemidir. Üçüncü dönem ise sanayileşme stratejisinde yapısal değişimin yaşandığı
    ve bu değişimin kalkınma planlarına yansıdığı 1980 sonrası dönemdir. Bu çalışmada
    zaman boyutu olarak 1960-1980 döneminde uygulanan kalkınma planları
    incelenmektedir.

    YanıtlaSil
  6. NEŞE ÇELEBİ12 Aralık 2013 11:18

    . Türkiye’de Kalkınma Planları
    Büyük Krizle birlikte kapitalist sistemin “piyasa her şeyi halleder” argümanının
    dünya genelinde sorgulanmaya başlanması müdahaleci politikaları gündeme
    taşımıştır. Büyük Krizden sonra dünya konjonktürüne uygun olarak içsel
    dinamiklerin de etkisiyle, Türkiye’de devletçilik politikası, bir kalkınma planı
    olmaktan öte sanayi planı özelliği taşıyan ve 1933-1937 yılları arasında uygulanan
    Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı (BBYSP) ile somutlaşmıştır. BBYSP’nin başarılı
    olması sonucu 1938-1943 yılları arasında uygulanmak üzere 1936 yılında,
    sanayileşmeye öncelik veren İkinci Beş Yıllık Sanayi Planı (İBYSP) hazırlanmış,
    İkinci Dünya Savaşı nedeniyle uygulanamamıştır.
    Birinci ve ikinci sanayi planları, genel ekonomiyi kapsayan makro ekonomik
    kalkınma planları değil, temel sanayinin kurulmasını hedef alan kısmi planlardır.

    YanıtlaSil
  7. ALİME ÇELEBİ12 Aralık 2013 11:21

    3. 1960-1980 Döneminde Uygulanan Kalkınma Planlarında Maliye
    Politikaları
    Kamu gelirleri, harcamaları ve borçlanmalarından oluşan maliye politikaları
    planlı ekonomik gelişmeyi benimseyen ülkeler için ayrı bir öneme sahiptir. Kamu
    gelirlerinin toplumun hangi kesimlerinden alındığı ve bunların hangi kaynaklardan
    ekonomiye aktarıldığı, planlı kalkınma politikasında temel işleve sahiptir. Ekonomik
    gelişmenin planlanması, kamu kesiminin sadece devletin klasik fonksiyonlarını
    yerine getirmesiyle değil, planlanan amaçlara ulaşmasıyla ölçülmektedir (Kepenek
    ve Yentürk, 2005:164-165).
    Genel olarak planlı dönemin başlamasıyla birlikte Türkiye’de uygulanan maliye
    politikaları ile ilgili düzenlemeler dikkate alındığında; tasarrufları artırıcı, kaynak
    dağılımında etkinliği sağlayıcı ve gelirin yeniden dağıtımı yoluyla gelir dağılımında
    adaleti gözeten bir yapının oluşturulması gibi özellikler dikkat çekmektedir

    YanıtlaSil
  8. NEŞE ÇELEBİ12 Aralık 2013 11:23

    3. 1960-1980 Döneminde Uygulanan Kalkınma Planlarında Maliye
    Politikaları
    Türkiye’de 1980’lerin başlarına kadar uygulanan beş yıllık kalkınma planları
    döneminde bütçe açıkları Merkez Bankası kaynaklarıyla finanse edilerek, para
    politikası maliye politikasının emrine verilmiştir. Böyle bir ortamda sürekli artan
    kamu açıkları Merkez Bankasının fiyat istikrarına yönelik etkin politikalar
    uygulamasını engellemiştir. Kamu açıklarının Merkez Bankası kaynaklarıyla finanse
    edildiği bu durumda maliye politikalarının para politikalarına daha baskın olduğu
    vurgusu yapılmaktadır. 1980 İstikrar Programı sonrasında hükümetlerin Merkez
    Bankası kaynaklarına müracaat etmesi önemli ölçüde sınırlandırılmış, ancak
    kamunun fon ihtiyacının giderilmesinde alternatif olarak iç borçlanma, olağan
    finansman kaynağı haline gelmiştir

    YanıtlaSil
  9. KALKINMA PLANLARI
    Beş Yıllık Kalkınma Planlarının ortak özelliği makro planlar,yani ekonominin bütününü kapsıyor olmasıdır. bütün planlarda kamu kesiminin iktisadi faaliyetleri doğrudan, özel kesimin iktisadi faaliyetleri ise dolaylı olarak planlanmıştır.

    YanıtlaSil
  10. Beş yıllık kalkınma planlarının ortak özellilği makro planlar, yani ekonomınının butununu kapsıyor olmasıdır. Bütün planlarda kamu kesiminin iktisadi faalıyetlerı doğrudan özel kesimin iktisadi faalıyetleri ise dolaylı olarak planlanmıştır. Kalkınma planlarının ilk ikisinde ekonomık ve toplumsal yapı veri olarak alınmış üçüncü kalkınma planında nitel ve nicel hedeflerin gerçekleşmesi için bir çok yapısal değişiklikler önerilmiştir. Bütün kalkınma planlarının temel ve öncelıklı amacı sanayıleşmedir.
    Kalkınma planlarının temel amaçlarından biri de ödemeler bilançsu sorununun çözüme kavuşturulmasıdır. 1. planda kentleşmeyi yavaşlatarak kırsal istihdamın artırılması ve nufus planlaması yapılması gündeme gelmiş , 2. planda sanayileşmeye ağırlık verılerek sorunun çözümü öngörülmüş, 3. planda ise uzun dönemde çözüleceği ifade edilmiş, netice de istihdam konusunda ciddi bir ilerleme kaydedilmemiştir.

    YanıtlaSil
  11. Kalkınma Planları
    Bütün kalkınma planlarının temel amacı sanayileşmedir.Kalkınma planlarının ilk ikisinde ekonomik toplumsal yapı,üçüncü kalkınma planında nitel ve nicel hedeflerin gerçekleşmesi için birçok yapısal değişiklikler yapılmıştır.

    YanıtlaSil
  12. 5 yıllık kalkınma planlarının ortak özelliği makro planlar yani ekonominin bütününü kapsıyor. bütün planlarda kamu kesiminin iktisadi faaliyetleri ise dolaylı olarak planlanmıştır. kalkınma planlarının ilk 2 sinde eko. ve toplumsal yapı veri olarak alınmış 3. kalkınma planın da nitel ve nicel hedeflerin gerçekleşmesi için birçok yapısal değişiklikler önerilmiştir.

    YanıtlaSil
  13. Menevşe BAKİOĞLU14 Aralık 2013 02:32

    1960-1980 planlı dönem
    Başta Almanya olmak üzere bazı Avrupa ülkeleri sınırlarını Türk işgücüne açmış ve önemli bir dış göç başlamaktadır. Dünya ekonomisinde iyimser hava ve genişleme eğilimleri Türk
    ekonomisinde de kendini göstermiştir. Ancak bu dönemin ekonomik açıdan en önemli özelliği ithal ikameci sanayileşme politikalarının bilinçli bir uygulama bulması ve beş yıllık kalkınma planıdır.

    YanıtlaSil
  14. sariye kılınç14 Aralık 2013 10:58

    1977 yılı ekonomik tıkanıklığın yapısal nedenlerden kaynaklandığının anlaşıldığı yıldır. Türkiye 1977 yılı sonunda DÇM sürecinin sonuna gelmiştir. Türkiye artık ciddi anlamda döviz krizi içindedir. 1977 de ortaya çıkan krizin nedenlerinin başında sistemin dış kaynağa dayalı bir zeminde oluşmasıdır. Türkiye büyük bir ölçüde ara malı, ekipman vb. ithal etmek zorunda olmasına rağmen döviz kazandırıcı eylemlere girişmemiştir. Petrol şokuyla beraber dış dünyada fiyatların yükselmesi neticesinde döviz ihtiyacı daha da artmış döviz yokluğundan temel ihtiyaçlar bile ithal edilemez olmuştur.
    Bu dönemde uygulanan sübvansiyonlar siyasi tarım destekleme alımları KİT açıklarının sürekli artması ve açıkların Merkez Bankası kaynakları ile finanse edilmesi enflasyonist süreci tetiklemiştir. 1977 ortalarında yüksek enflasyon enerji yetersizliği, düşük kapasite kullanımı, dış kredilerin kapatılması, büyük bir borç yükünün oluşumu ve artan dış ticaret açığı Türkiye ekonomisinde köklü değişimleri zorunlu kılmıştır. 2.milliyetçi cephe hükümetleri yüzeysel tedbirler almış ciddi adımlar atmamıştır. 1978 in başında Ecevit, Adalet Partisinden transfer edilen Milletvekillerine Bakanlık vererek 2. Cephe Hükümetini düşürüp yeni bir Hükümet kurmuştur. Bu davranış 22 aylık iktidar dönemi ‘’ Umudumuz Ecevit’’ karizmasını tamamen bitirecektir.
    1978 Yılında terör tüm ülkeye yayılmış, grevler yayınlanmış, dış ticaret göstergeleri şiddetle bozulmuş, ihracatın ithalatı karşılama oranı %30’a düşürülürken dış ticaret açığı 4 Milyar $’ı aşmıştır. Kredi kanalları tıkanmış petrol dahil tüm ithalatın peşin ödeme ile yapılması zorunlu olmuştur. Vakit geçirilmeden yapılması gereken İMF ile standart bir istikrar politikası çerçevesinde anlaşmaktır. Ancak politikaların faturasını dar gelirliler, ücretli ve işçiler ödediğinden sosyal demokrat dünya görüşüne sahip olan Ecevit reddetmiştir. Sonuçta başta temel gıda maddeleri olmak üzere yokluk, kara borsa ve uzun kuyruklar oluşmuştur. Fiyatlar genel seviyesi sürat ile artmaya başlamış devalüasyona gidilerek 1$, 25 TL ye yükselmiştir.

    YanıtlaSil
  15. 1950-60 Dönemi Cumhuriyetin başından beri dış borçların en yüksek hızla arttığı dönem olmuştur. Dış borçların gelişimini etkileyen en önemli faktör dönemin ilk yılları geçtikten sonra ekonominin dış ödemeler sorununun giderek yoğunlaşması ve bunun 1958 yılında bir moratoryum ile sonuçlanmasıdır. Bu dönemde iç borçlarda da bir patlama yaşanmıştır .

    YanıtlaSil
  16. Planlı Ekonomiye Geçişin nedenleri;

    Planlı ekonomi gelişme anlayışı, belirli toplumsal amaçlara belirli bir sürede nasıl ulaşılabileceğini görür. Planlamada geçişin öngörülebilmesi için iş bulma veya ihracat amaçlarına erişebilmek için kaynak kullanım biçimleri önem kazanır. Planlama sürecini nedenlerinden Türkiye'ye dış borç verenlerde şiddetle önermişlerdir. Ekonominin belirli programlara göre düzenlenmesi gerek dış borçlanma, gerekse yabancı sermaye açısından daha güvenilir ve açık bir ortam oluşturacaktır.

    YanıtlaSil
  17. Planlı Dönemde Sanayileşme

    1960 lı yılların başlarında bir anlayışla sanayileşme programının hayata geçirilmesi kararlaştırıldığında türkiyede gıda ve tekstil gibi dayanıksız mallar üretilmeye ve türkiyenin ihtiyaçları karşılanmaya başlamıştır. başka bir ifadeyle ithal ikamesinin ilk aşaması tamamlanmıştır.

    YanıtlaSil
  18. Geniş kapsamlı vergi iadesi uygulamaları ile 1970 yılından itibaren sanayi ürünleri ihracatını özendirici politikaları izlenmiştir.1970’li yıllar Dünya ekonomisinde kriz belirtilerinin ortaya çıktığı yıllardır. 1970-80 dönemi Türkiye’nin hem bu krizin petrol fiyatlarındaki artışlar biçimindeki etkilerini hem de Kıbrıs müdahalesinin yarattığı ekonomik etkileri bir arada yaşadığı dönemdir.

    YanıtlaSil
  19. AYŞENUR ELVERDİ15 Aralık 2013 12:05

    Türkiye, 1963 yılında planlı döneme girerken, ülkenin sosyoekonomik potansiyelini değerlen­dirmek ve bu potansiyeli orta dönemde planlarla en iyi şekilde yönlendirebilmek için, amaç ve hedef­lerin önceliklerini tespit eden 15 yıllık perspektif plan hazırlama gereğini duymuştur.

    I. ve II. Beş Yıllık Kalkınma Planları, 1963-1977 perspektif plana göre hazırlanmış olup; I. Beş Yıllık Kalkınma Planı temel altyapı yatırımlarına, istihdam sorununa ve yeniden düzenleme konularına ağırlık verirken, II. Beş Yıllık Kalkınma Planı özellikle sanayi sektörünün ekonomide sürükleyici sektör niteliği kazanması ilkesini benimsemiştir.

    YanıtlaSil
  20. NAZLI PARİMLİ15 Aralık 2013 12:07

    Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, belirli büyüme hedefleri tayin eden ve üretim tasarruf, yatırım, dış ticaret, ulaştırma gibi belli hedeflere varılacak surette düzenleyip ayarlamak isteyen programlar olmayıp kamu kesimine ait yatırım programlardan ibarettir. Çeşitli illerde kurulan iplik, dokuma, kağıt, demir, gülyağı, suni ipek, süper fosfat, cam, çimento, seramik fabrikaları esas hammaddesi memlekette yetişen veya yetişmemekle beraber kısa bir zamanda temini mümkün görülen ve Türkiye'nin ihtiyacına (tüketim) göre hazırlanmıştır

    YanıtlaSil
  21. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, Türkiye'nin kalkınması ve sanayi altyapısını geliştirmesi için 1933-1937 yılları arasında uygulanan proje.

    Proje, önemli ölçüde Sovyetler Birliği'nin makine, araç-gereç ve teknik yardım desteği ile tasarlanmış ve yürütülmüştür. Dönemin başbakanı İsmet İnönü 1932 yılı Mayıs ayında bu amaçla Sovyetler Birliği'ne gitmiş, bu ziyaretin ardından 1932 yılı yaz aylarında Sovyet teknik uzmanları Türkiye'ye gelmişler, öngörülen yatırımlar için çeşitli bölgelerde incelemeler yapmışlar ve aynı yıl sonunda raporlarını tamamlamışlardır.

    Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, belirli büyüme hedefleri tayin eden ve üretim tasarruf, yatırım, dış ticaret, ulaştırma gibi belli hedeflere varılacak surette düzenleyip ayarlamak isteyen programlar olmayıp kamu kesimine ait yatırım programlardan ibarettir. Çeşitli illerde kurulan iplik, dokuma, kağıt, demir, gülyağı, suni ipek, süper fosfat, cam, çimento, seramik fabrikaları esas hammaddesi memlekette yetişen veya yetişmemekle beraber kısa bir zamanda temini mümkün görülen ve Türkiye'nin ihtiyacına (tüketim) göre hazırlanmıştır.

    YanıtlaSil
  22. Bilgehan AKTÜRK15 Aralık 2013 15:39

    Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, Türkiye'nin kalkınması ve sanayi altyapısını geliştirmesi için
    1933-
    1937 yılları arasında uygulanan proje. Proje, önemli ölçüde
    Sovyetler Birliği'nin makine, araç-gereç ve teknik yardım desteği ile tasarlanmış ve yürütülmüştür. Dönemin başbakanı
    İsmet İnönü
    1932 yılı Mayıs ayında bu amaçla
    Sovyetler Birliği'ne gitmiş, bu ziyaretin ardından
    1932 yılı yaz aylarında Sovyet teknik uzmanları Türkiye'ye gelmişler, öngörülen yatırımlar için çeşitli bölgelerde incelemeler yapmışlar ve aynı yıl sonunda raporlarını tamamlamışlardır. Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, belirli büyüme hedefleri tayin eden ve üretim tasarruf, yatırım, dış ticaret, ulaştırma gibi belli hedeflere varılacak surette düzenleyip ayarlamak isteyen programlar olmayıp kamu kesimine ait yatırım programlardan ibarettir. Çeşitli illerde kurulan
    iplik,
    dokuma,




    kağıt,
    demir,
    gülyağı, suni ipek, süper fosfat, cam,


    çimento,
    seramik fabrikaları esas hammaddesi memlekette yetişen veya yetişmemekle beraber kısa bir zamanda temini mümkün görülen ve Türkiye'nin ihtiyacına (tüketim) göre hazırlanmıştır. Bu projeler için başlangıç da 45 milyon Türk Lirası masraf öngörülmüş, fiilen ise 100 milyon harcanmıştır. Kurulan kamu hizmetleri, devlet eliyle yöneltilmiş, devletçilik bu dönemin özelliği olmuştur. Devletçilik, devlet müdahalesini gerekli kıldığından, özellikle sanayi alanında kalkınma planına bağlanmıştır. İlk beş yıllık kalkınma planı


    1932-
    1933 yıllarında hazırlanmış ve
    1934 yılında yürürlüğe girmiştir. Çok başarılı olan bu planın ardından hazırlanan ikinci beş yıllık kalkınma planı,
    İkinci Dünya Savaşının çıkışı nedeni ile uygulanamamıştır. Birinci Sanayi Programı'nda alınan karalar ortalama 36 ay sonra uygulanmıştır. Ardından gelen
    İkinci Sanayi Planı, içeriği ve uyandıracağı sosyal ve ekonomik hareket bakımından, birinciye göre daha geniş ve ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Kurulması öngörülen tesislerin, yer seçimi ölçütleri ve kapasitelerinin saptanmasında ele alınan karşılaştırmalı alternatifler, Türkiye'deki daha sonraki kalkınma planlarının hemen hiç birinde uygulanamamış üstün nitelikte olmuştur.
    İkinci Sanayi Planında stratejik sektörler: #Enerji #Petrol #Azot #Deniz ürünleri #Afyon sanayii olarak belirir. Ama ne yazık ki bu program, yukarıda bahsedilen sebepten uygulamaya planlandığı dönemde geçememiştir. Sanayinin gelişmesinde en büyük artış Atatürk döneminde % 9,6 ile meydana gelmiş olup ve bu gelişme hızına bugün bile yetişilememiştir.

    YanıtlaSil
  23. Nimet KOCABIYIK16 Aralık 2013 07:56

    1978-1980 KRİZ YILLARI
    1977 ortalarında yüksek enflasyon,enerji yetersizliği,düşük kapasite kullanımı,dış kredi kapılarının kapanması,büyük bir borç yükünün oluşumu ve artan dış ticaret açığı Türkiye ekonomisinde köklü değişimleri zorunlu kılmıştır.Ancak II. Milliyetçi Cephe Hükümetleri;ihracatın özendirilmesi, bürokratik formalitelerin azaltılması veya kaldırılması, kredi kolaylıkları,gümrüklerle ilgili düzenlemeler gibi yüzeysel tedbirlet almış ciddi adımlar atmamıştır.

    YanıtlaSil
  24. GİZEM GÜRSOY19 Aralık 2013 06:13

    I. ve II. Beş Yıllık Kalkınma Planları, 1963-1977 perspektif plana göre hazırlanmış olup; I. Beş Yıllık Kalkınma Planı temel altyapı yatırımlarına, istihdam sorununa ve yeniden düzenleme konularına ağırlık verirken, II. Beş Yıllık Kalkınma Planı özellikle sanayi sektörünün ekonomide sürükleyici sektör niteliği kazanması ilkesini benimsemiştir.
    IV. Beş Yıllık Kalkınma Planı, kamu kesimi ağırlıklı sanayileşme stratejisini benimsemiş ödemeler dengesini iyileştirmeyi ve ekonominin kendine yeterli hale getirilmesini hedef almıştır.

    YanıtlaSil
  25. 14 nisan 2001 tarihinde açıklanan güçlü ekonomiye geçiş programının nedenleri açıklanırken Türk ekonomisi 1990'lı yıllardan itibaren sıklaşan aralıklarla ekonomik krizlerle karşı karşıya kalmaktadır. Yaşanan bu krizlerde dışsal etkenlerinde rolü olmakla beraber krizlerin başlıca nedenleri sürdürülemez bir iç borç dinamiğinin oluşmasıdır.

    YanıtlaSil
  26. İyi günler ! burada kredi talebinde bulunan tüm değerli müşterilerimize hızlı bir bildirim, şu anda uygun bir kredi faiz oranına sahip bir kredi planındayız.
    İletişim:
    e-posta: creditcentercorp.usa@gmail.com
    whatsapp: +1 (847) 453 9904

    YanıtlaSil